SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

1347 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsi Buhâri «Hacc» bahsinde tahrîc etmiştir.

 

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Hz. Ebû Bekri Emîrü'l-Hacc yani Hacc kafilesine kumandan tayin buyurması Hicret'in dokuzuncu yılında olmuştur. Bu hâdiseyi Süheylî şöyle anlatır :

 

«~Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Tebük seferinden geldiği vakit haccetmek istemişti. Fakat müşriklerin hacclannda ve şirkle yaptıkları telbiyelerinde müslümanlara karışacaklarını, Beyt-i Şerîfi çırılçıplak tavaf edeceklerini hatırladı. Müşrikler bununla içlerinde günah işledikleri ve zulüm yaptıkları elbiselerden sıyrılarak anadan doğma çıplap olmayı ve bu suretle tavaf yapmayı kasdediyorlardı. Bu sebepten dolayı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o sene haccetmekten vazgeçti de Hz. Ebû Bekr'i Berâe suretiyle hacca gönderdi. Ebû Bekr (Radiyallahu anh) kendileriyle ahidnâme imzalanmış olan müşriklere bunları iade etmek vazifesiyle me'mûrdu. Bundan yalnız muayyen bir müddet için ahid veren Benî Bekr kabilesi müstesna idi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sonra Hz. Ebû Bekr'in peşinden Ali (Radiyallahu anh)'ıda gönderdi. Bunun üzerine Ebû Bekr (Radiyallahu anh) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e dönerek: (Benim hakkımda Kur'ân mı nazil oldu?) diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

 

— Hayır! Kur'an nazil olmadı lâkın benim tarafımdan ehl-i beytim­den bîri tebliğde bulunmasını istedim cevâbını verdi. Hâdiseyi anlatan Ebû Hureyre diyor ki:

 

  Ali (Radiyallahu anh) bana Mina'daki evleri dolaşarak Berâe (Tevbe) sûresini okumamı emretti. Bağırıyordum. Hattâ sesim kısıldı. Kendisine neyi ilân ediyordun diye soranlar oldu.

 

  Dört şeyi, yani Cennet'e mü'minlerden başka kimsenin giremiyeceğini, bu seneden sonra hiç bir müşrikin hacc edemiyeceğinî, Beyt-i Şerîfi çıplak bir kimsenin tavafta  bulunamiyacağını ve ahidnâmesi olanlara dört ay müsaade verildiğini, ondan sonra ahid tanınmıyacağını ilân ediyordum. Müşrikler Berâe sûresini ilân ettiğimi işitince  Hz. Alî'ye (dört ay sonra göreceksiniz ki amcan oğlu ile aramızda vurup yaralamadan başka  hiç bir ahid  olmayacaktır.) dediler. Bu müddet zarfında birçok insanlar İslâm'a rağbet göstererek kimi istekli kimi isteksiz onu kabul ettiler.»

 

İbni Abdi'î-Berr'in beyânına göre Hz. Ebû Bekr hacc yoluna çıkınca Berâe sûresinin baş tarafı nazil olmuş, bunun üzerine ashâbdan bâzıları:

 

  Yâ Resûlallah! Onu Ebû Bekr'e göndersen iyi ederdin! demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

 

  Onu benîm nâmıma ancak ehl-i beytimden biri îfâ eder, buyurmuş. Sonra Hz. Alî'yi çağırarak arkadan onu göndermiş. Ali (Radiyallahu anh) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin Adbâ' nâmmdaki devesine binerek Arc denilen yerde Hz. Ebû Bekr'e yetişmiş. Ebû Bekr kendisine :

 

  Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seni hacca enrîr mi tayin etti? diye sormuş. Ali (Radiyallahu anh) :

 

  Hayır! Beni yalnız halka Berâe sûresini okumaya gönderdi!  cevâbını vermiş.

 

Ulemâ-i kiram'a göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Berâe sûresini Hz. Alî'ye vermesinin hikmeti bu sûre'de ahdi bozmaktan bahsedildiği içindir. Araplar'ın âdet'ine göre bir ahdi yapandan başkası bozamazdı. Bunu bozmak için en azından yapanın ehl-i beytinden biri bulunmak lâzımdı. İşte Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Arapların bu âdetini hüccetle yıkmak istemiştir. Bâzıları Berâe sûresinde Hz. Ebû Bekr'in faziletinden bahsedildiği içn Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mezkûr süreyi başkasına okutmak istediğini söylerler.

 

Rant: Ondan aşağı olan erkekler cemaatıdır. Bâzılarına göre rant, içlerinde kadın bulunmamak şartıyla kırk kişiye kadar olan erkekler cemaatıdır,

 

«Hadîsin buradaki rivayetinde bu seneden sonra hiç bir müşrik hacc edemez» denilmiştir. Bu cümle bâzı rivayetlerde «hacc etmesin», bir rivayette» sakın hac etmesin» şeklinde te'kîdle ifâde edilmiştir.

 

ArapIar'ın çırılçıplak hacc ettiklerini Kureyş'ten erkeklerin çıplak erkeklere, kadınların da kadınlara elbise verdiklerini daha önce Hums'a dair Hadislerde görmüştük. Câhiliyyet devrinde Beyt-i Şerîf'i kadınlar da çıplak olarak tavaf ederlermiş.

 

Hacc-ı Ekber gününden murâd ne olduğu ulemâ arasında ihtilaflıdır, îmam Mâlik, İmam Şafiî ve cumhûr-u ule­mâ ya göre Kurban Bayramı günüdür. Bâzıları, arefe günü olduğunu söylemişlerdir. Bu kavil İmam Şafiî 'den dahî rivayet olunmuşsa da Şafiî mezhebinde ma'rûf değildir.

 

Yine ulemânın beyânına göre Hacc-ı Ekber tâbiri Haccı Asğardan ihtiraz içindir.

 

Hacc-ı Ekber: Büyük hac; Haccı asğar : Küçük hac mânâsına gelir. Küçük Hac'dan murâd Umredir. Şu halde kır'an ve mut'aya niyet edenlerin haccına mukabele suretiyle büyük hac denilmiş oluyor.

 

Resulullah (Sallallahu Aleyhî ve Sellem)'in :

 

«Bu seneden sonra hiç bir müşrik bacc edemez» sözü Teâlâ hazretlerinin ;

 

«Müşrikler ancak ve ancak nccistirler. Binâenaleyh bu seneden sonra Mescid-i Harâm'a yaklaşmasınlar.» [ Tevbe 28 ]  âyet-i kerîmesine muvafıktır. Mescidi Haram 'dan murâd bütün Harem-i Şerif'tir. Binâenaleyh hiç bir müşriğin, hiç bir hâlde Harem-i Serîf'e girmesi mümkün olmadığı gibi, bu âyetin nüzûlundan sonra zımmîlerin orada ikâmet etmesi dahî yasak'dır. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

 

«Yahudilerle hıristiyaniarı Arap yarımadasından çıkarın» buyurmuştur.

 

Mamafih Hanefîler'e göre zimmîlerin Mescid-i Haram'a yahut başka bir mescide girmelerinde beis yoktur. Çünkü Nebi (SallalIahu Aleyhi ve Sellem) sakîf hey'etini mescidde misafir etmiş ve :

 

«Yer üzerinde onların pisliğinden bir şey yoktur.» buyurmuştur. Sakîf hey'eti kâfirlerden müteşekkildi. Hanefîler âyet-i kerimeyi: «Müşrikler Mescid-i Harâm'a istilâ maksadıyle yahut âdetleri veçhile çıplak tavaf etmek için giremezler.» şeklinde te'vîl etmişlerdir. Ancak Aynî Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in :

 

«Yahudilerle hıristiyaniarı Arap yarımadasından çıkarın» hadîs-i şerifini ölüm döşeğinde söylediğini bildirmiş bu hususta başka bir şey söylememiştir. Bundan onun da gayrimüslimlerin Harem-i Şerife giremeyeceklerine kaail olduğu sezilmektedir.

 

İmam Mâlik. Şafiî ve bir rivayette Ahmed b. Hanbel: «Beyt-i Şerîf-i çıplak kimse tavaf edemez» cümlesiyle istidlal ederek tavaf esnasında avret yerini örtmenin şart olduğunu söylemişlerdir. Ebû Hanîfe ile ikinci rivayete göre İmam Ahmed çıplak tavaf eden kimsenin kurban kesmek suretiyle haccını tamam edebileceğine kaail olmuşlardır.